Beyhan Balaban

Beyhan Balaban

       

ÜLKÜCÜLERİN UYANIŞI KANLI OLMAMALIYDI 


Doç. Dr. Sinan ATEŞ’in Ruhu ŞAD Olsun  Ülkücülük; ülkemizde İsmet İNÖNܒnün “ORTANIN SOLU” politikasından sonra gelişen “Türkçülük Düşüncesinin” siyasette hayat bulmasıyla doğdu. Aynı zamanda bu politika CHP içinde de daima sancılar yarattı, CHP karşıtı partiler kuruldu. 16 Ekim 1958 yılında Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Türkiye Köylü Partisinin birleşerek adının, “Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi” olduğu, Osman BÖLÜKBAŞI, Ahmet TAHTAKILIÇ, Hasan KOÇDEMİR, Enis AKAYGEN ve Suphi BATUR’un yönetiminde kuruldu.         Cumhuriyetçi Millet Partisinin Düşünce ve Kurucuları Ankara Gazi Lisesi Edebiyat Öğretmenlerinden Nejdet SANCAR ve Hüseyin Nihal ATSIZ’dır. 27 Mayıs 1960 Devriminden sonra Ordudan tasfiye edilen 14’ler içindeki Kurmay Albay Alparslan TÜRKEŞ ve Arkadaşları SÜRGÜNDEN sonra ülkeye yeniden döndüklerinde, Cumhuriyetçi Köylü Partisine girmişlerdir. Alparslan TÜRKEŞ’i 1965’te Ankara Etimesgut Hava Limanında Nejdet SANCAR karşılar. Nejdet SANCAR’ın geçmişi 1944 yılında Türkçülük ve Turancılık Davasından tutuklanan ve hapis yatan bir dava mücadelesinden gelir. Nejdet SANCAR aynı zamanda Nihal ATSIZ’ın Ağbisidir.         Alparslan TÜRKEŞ’i Nihal ATSIZ’ın yanına getiren ve ATSIZ’ın onayı olmadan partiye almayan Nejdet SANCAR, daha sonra siyasette hayat verdikleri düşüncenin tamamen TÜRKEŞ tarafından parti içinde yok edileceğini, sadece ilkelerde madde olarak kalacağını asla düşünmemişti. Siyaset yapmak istediğini belirten TÜRKEŞ’e güvenip, sonsuz arka veren Nihal ATSIZ, Osman BÖLÜKBAŞI’nı ve tüm TÜRKÇÜLERİ harcayarak TÜRKEŞ’i destekleyeceğini beyan etmişti.          MHP’de TÜRK-İSLAM Sentezcilerinin İşgal Tarihi         1961’de Osman BÖLÜKBAŞI Genel Başkanlığında % 13,95 oy alan CKMP’nin oy potansiyeli, dört yıl sonra partiyi kongreye ısrarla taşıyan Alparslan TÜRKEŞ Genel Başkanlığında 1965 yılındaki seçimlerde % 2,24’e düşmüştür. TÜRKEŞ’in 1965’teki genel merkez ekibinde Dündar TAŞER, Rıfat BAYKAL ve Muzaffer ÖZDAĞ vardır. 1965 CKMP Kongresi, Nihal ATSIZ ve tüm TÜRKÇÜLER İstanbul ve Ankara’da çoğunlukta olduklarından TÜRKEŞ tarafından Adana’da PLANLANARAK yapılmıştır. Çünkü Adana ve çevresi CKMP içindeki TÜRK-İSLAM SENTEZCİLERİNİN hükmünde olan teşkilatlardan oluşuyordu. İslamcıları güç olarak kullanan TÜRKEŞ, TÜRKÇÜLERİ partiden TASFİYE etti. Parti içi ayrışan bu iki düşünce günümüze kadar kendi içlerindeki birçok emekçisine hayati bedeller ödettiler.          Türkçüler DİNSİZ! Atsız ŞAMANİST!         Nihal ATSIZ gibi TÜRK Milliyetçiliğinin önde gelen liderleri de TÜRKEŞ’in parti içinde kadrolaşmasına sonsuz destek vermişlerdi. Fakat Sadi SOMUNCUOĞLU gibi önde gelen İslamcılar kongreye kadar Türkçüler aleyhinde yalan ve iftira dolu politikalar üretmiş, daha da çok ileri giderek; “Türkçüler DİNSİZ! Atsız ŞAMANİST!” sloganları ve hatta dernekleri dahi açmışlardı.           1969 yılında TÜRKEŞ yine kendisine tüm yurtta parti bazında güvenememiş, aynı kirli politikalarla İslamcılarla birlikte Adana’daki ikinci kongresinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin (CKMP) adını Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) adına dönüştürmüştür. Dış güçlerin ülkemizde yarattığı bölücülük, ırkçılık, dinli-dinsiz, Türk-Kürt, Faşist-Komünist, Solcu-Sağcı ve daha birçok ayrıştırmaları bu şekilde söylemlerle köklenerek desteklenip, yurt genelinde kalıcı bir politikaya dönüşmüştü…          Parti içi ilke öğretilerini kişisel eylemlere ve MHP’yi kendisi kurmuş gibi kendini Başbuğ’a dönüştüren TÜRKEŞ, MHP yürüyüşlerinde “Bozkurtlar Geliyor, Başbuğ Geliyor” ve “Tanrı Dağı Kadar Türk, Hira Dağı Kadar Müslümanız” sloganları attırıyordu. Oysa Ziya GÖKALP ve Nihal ATSIZ’ın Ülkücülük İlkelerinde köklü öğreticilik devamı vardı, tek kişi üzerinde bir siyasi biad etme kültürü yoktu, kimseye Başbuğ denmiyordu…         MHP’de İslamcılar Kazanmış, Türkçüler Kaybetmişti         MHP içindeki görevler mücadelesinde İslamcılar kazanmış, Türkçüler kaybetmişti. Çünkü İslamcılar daima emperyalizmin güçlerinden besleniyordu. Her siyasi partinin, her düşünce akımının, STK’ların, Sendikaların, Vakıfların, Odaların, Kurumların, Ordunun, Emniyetin ve Eğitimin içine özellikle yavaş yavaş yerleştiriliyorlardı. Tıpkı CHP’de Atatürkçülerin tasfiye edilerek, TÜRBANA verilen destek gibi. Ayrıca MHP’nin adındaki “Hareket” kelimesinin aslında “HAREKÂT” olmasının dahi desteklendiği bir süreç vardır ki, bu konu Türkiye Siyasi Tarihinde çok vahim gerçekler yaşatmıştır. Ayrıca bir yazı konusudur. MHP Türkçülük akımından tamamen sapmış, silahlanmış, tetikçiler yetiştirmiş, kendi içlerinde emirlere uymayanları dahi katletmişlerdir. Bu gerçeği 12 Eylül 1980 öncesi MHP Gençlik Kolları Genel Başkanı olan ve Büyük Birlik Partisini kuran Muhsin YAZICIOĞLU televizyon ekranlarında canlı yayında açıklamış, “Emirleri yerine getirmeyen arkadaşlarımızı öldürün emri alıyorduk…” demiş ve sonra katledilmiştir. Muhsin YAZICIOĞLU’nun Ruhu ŞAD Olsun.          MHP ideolojisini, Türkçülüğü İLKELERLE yazan Ziya GÖKALP’ten alır. Hüseyin Nihal ATSIZ Türkçülüğün İlkelerini yaşadığı döneme göre GÖKALP’in yazdıklarının devamıyla geliştirmiştir. Daha sonra ise Alparslan TÜRKEŞ tarafından “9 IŞIK” adıyla kitap haline getirilmiştir. 9 Işık Kitabı ne yazık kisadece TÜRKEŞ imzasını taşır. Bu konuda MHP’liler tarafından özenle irdelenmeli ve sorgulanmalıdır. GÖKALP’i yok saymayan ATSIZ’ın saygısı ve ilkelerine sadakatiyle, TÜRKEŞ’in yaptığı yanlışlar sorgulanmalıdır.         Doç. Dr. Sinan ATEŞ’in Ruhu ŞAD Olsun         Hatta Alparslan TÜRKEŞ, 1972’de Nihal ATSIZ’ın ÖTÜKEN Dergisini partililere yasaklar. Tam bir yıl sonra ise önemli TÜRKÇÜ aydın Ali BALSEVEN Ülkücüler tarafından öldürülür. 1972’lerden sonra bu cinayetin ardından TÜRKÇÜLERLE TÜRK-İSLAM Sentezini savunanların arası tamamen açılır. Tıpkı beş gün önce öldürülen Doç. Dr. Sinan ATEŞ’in son aylarda gerçeği görüp, İYİ Parti ile görüşmelerinin artması, yaptığı açıklamalar ve Türkçülüğün FETÖ ayağından ayrışması için yaptığı çalışmalar, MHP’den istifalar sonrasındaki ödediği bedel gibi… Doç. Dr. Sinan ATEŞ’in Ruhu ŞAD Olsun.         Yazılarımın %90’nı siyasi yazılardır. Bu nedenle sohbetlerimin %90’nı da siyasi ve tarihidir. Siyasi sohbetlerimde her fikirden insanla sohbet eden bir geçmişim var. Her fikirden olan siyasi çevreme hep şunu söylerim; bir siyasi parti yaşadığı coğrafyanın yaşam kültürüyle bağdaşarak köklü değilse, dış güçlerce kurulmuşsa daima yıkılmaya (kapanmaya) mahkûmdur. Türkiye’de iki köklü siyasi parti vardır; CHP ve MHP”. Yukarıda belirttiğim gibi MHP, CHP içindeki yanlış politikalar yüzünden kurulmuş ve daha sonra İslam Sentezcileri istediği gibi dış kaynaklı MHP’yi kullanmıştır. CHP ise çok partili rejim aldatmacası sonrası içten parçalanmış, NATO Üyeliğimiz sonrasında daima ANA MUHALEFET olma ROLÜ verilmiş bir parti haline gelmiştir. Bu nedenle CHP ASLA İKTİDAR OLAMAZ. Dikkat edin ve iyi gözlemleyin MİLLETİMİZ ne zaman “CHP” dese, CHP İÇİNDEN BİR EL HEP FRENE BASMIŞTIR! 1992’de Deniz BAYKAL tam bir ATATÜRKÇÜ zihniyetle yeniden mahkeme kararıyla eskinin devamı olarak CHP’yi kurmuş, ama kirli bir planla şimdilerde İslamcıların işgali ve yaptırımları altına girmiştir, tıpkı MHP’de olduğu gibi. Farklılık, sadece her iki partinin ilkelerinin işgalden ötürü işlevine göre değişkenlikler göstermesidir…         Burada çok önemli bir gerçek var. Bu gerçeği CHP’liler ve MHP’liler doğru sorgulamalıdırlar. Türkiye’nin iki köklü siyasi partisi İSLAMCILARIN MAŞASI durumundadır… NOKTA!         İyi Partinin kuruluş şekli ve zamanının da doğru irdelenmesi gerekir. Fakat ŞERİAT DÜZENİNE ve GERİCİLİĞE TESLİM OLMAMAK için, Emperyalizmin BOP Projesine yaşadığımız coğrafyada tamamen esir edilmemek için, hepimiz içinde bulunduğumuz siyasi partide mücadeleye ATAMIZIN EMANETİ ve MİRASI için devam etmeliyiz, yanlışları düzeltmeliyiz…         Her iki köklü partinin gerçek emekçileri ilkelerini yaşatmak için mutlaka ve mutlaka, bilerek veya bilmeyerek yaptıkları hataları sorgulayıp, ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİNE YENİDEN SADAKATLE ÖZLERİNE DÖNMEK ve Türkiye Cumhuriyeti Devletimizi parti içi ihanetçilerine ve dış güçlere karşı korumalı, Cumhuriyet’in kazanımlarını yeniden sağlam temellerle kurup yaşatmalıdırlar. Her iki partide hangi yolla doğruları yapıp ilerleyecekleri Türkiye Siyasi gündeminde zaten bellidir. Doğru TEKTİR! Yeter ki herkes çıkarlarını bir yana bırakıp doğruları yaşatsın…         Ülkücüler tıpkı 1965 sonrası parti içinde yaşadıkları oyunları yeniden yaşıyorlar. Kavgadan, silahtan, tetikçilikten, güç gösterisinden arınmış, İslam Sentezcilerini partiden defetmiş bir MHP olacak mı? Ya da gittikçe kan kaybedip İyi Partide birleşip orada yeni bir sayfa ile zamana uygun Milliyetçilik Akımını kardeşçe, bölücülük yapmadan devam ettirebilecekler mi? Bunu zaman gösterecek, fakat temennimiz daima iyi yönde. Söyleyecek tek bir acı söz var ki, başlıkta yazdığım ÜLKÜCÜLERİN UYANIŞI KANLI OLMAMALIYDI…         Hüseyin Nihal ATSIZ’ın şu sözüyle yazıyı noktalayalım; “Dün Sultanlara taptığı zannolunan bu Millet, Milli Mevcudiyetini tehlikede görünce bir Kumandanın emri altına girmiş, hayatını ortaya atarak İstiklalini ve İstikbalini kazanmıştır”.         Bu sözü Ülkücüler daima hatırlasın, Kumandan olarak Gazi Mustafa KEMAL ATATÜRK’ü işaret eden Nihal ATSIZ’ı ve Gaziyi çok seven Ziya GÖKALP’i unutmasınlar, unutturmasınlar…